10 Ekim 2015 Cumartesi

Deniz Torino'da - 1.Gün - Eataly'de...

Anne, baba ve Deniz... Otomobil müzesi sonrasında hemen yakınındaki Eataly Lingotto'dalar...Deniz hemen kendisine bir çikolata beğenip alacak...Sonrasında "Il Ristorantino Della Carne"de artık kendisi için bir klasik haline gelmiş "et"ini (Tagliata de "La Granda"yı) yedikten sonra arabasında derin bir uykuya dalarak günü kapatacak... Deniz'in uykuya dalışı sonrasında anne ve baba "Il Ristorantino Della Birra"da karışık deniz ürünleri kızartma tabağını da tadacaklar...






Deniz Torino'da - 1.Gün - Otomobil Müzesi'ndeyiz

Anne, Baba ve Deniz otellerine ulaşmak için uzun bir uğraş verdikten sonra...Aslında Airport Shuttle'ı kullanmalarının daha iyi olacağına, şehir merkezi dışında bir yerde bırakan Havalimanı Metro'suna ve oradan Porta Nuova'ya ulaşmak için bir belediye otobüsüne binip indikten sonra, artık geç olsa da emin olmuşlardı.

Otele eşyalarını bırakıp, kısa bir süre içerisinde Torino Otomobil Müzesi'ne / Museo Dell'Automobile Torino'ya doğru yola çıkmıştılar ve nihayet şimdi müzedeydiler...Deniz onlarca klasik araba arasında mutluluktan uçuyor, neşe içerisinde koşuyordu...

Günler öncesinden burayı gezmeyi bekliyordu.
"İşte geldik"
İşte buradaydık...
















Deniz Torino'da - 1.Gün - Otelimize Ulaşmaya Çalışıyoruz

Anne, Baba ve Deniz bugün Torino/İtalya'dalar...Bugün sabah uçakla geldiler, pazar akşamı dönecekler...Şuanda, havalimanı sonrası Puorta Nuova'ya, Puorta Nuova'daki otellerine ulaşmaya çalışıyorlar ama günün devamında programlarında Torino Otomobil Müzesi ve Eataly var...




5 Ekim 2015 Pazartesi

Deniz'in "Şirinler Evi"...

Deniz'in "Şirinler Evi" ve önüne park etmiş arabalar...Evin bahçesinde "Atlar ve binicileri"... Evin pencerelerinden Şirinler'i görmeye çalışan "Patates Kafa"... Üst katta "Hav'ın Gözlük Mağazası", tezgahta sergilenen gözlükler ve önünde mağazanın merdivenleri...





4 Ekim 2015 Pazar

Deniz Mini Golf'te...

Deniz için bugünün macerası, anne ve baba ile birlikte "Mini Golf"...



"Tak Tuk", "Tak Tuk"

"Tak Tuk", "Tak Tuk"...
"Tak Tuk" arar gözlerim...
"Tak Tuk, Tak Tuk"...
"Tak Tuk" bulmak için etrafımı dikkatlice kolaçan ederim...

"Tak Tuk", "Tak Tuk"...
"Tak Tuk" arar gözlerim...
"Tak Tuk, Tak Tuk"...
En çok "Tak Tuk"u severim...

Ve işte bir haftasonu klasiği....
Deniz ve Baba, renkli merdivenlerde, "Tak Tuk"ta...
Kaçmaz Deniz'den "Tak Tuk" fırsatı varsa etrafta...



1 Ekim 2015 Perşembe

Yeşil Arabalı Bardak...

Deniz: Gelirken bana yeşil arabalı bardağı al.
            Yeşil arabalı bardağı al.
            Yeşil arabalı bardağı bana alabilir misin?
            Şimdi....


Deniz'in "Kırmızı arabalı bardak", "Kırmızı helikopterli bardak", "Uğur böcekli bardak" , "Mor kedili bardak" sonrasında bir akşam öncesinden itibaren yavaş yavaş yolunu hazırladığı, gün içinde sesini duymak için arayan anneye, annenin aradığının farkına vardığı saniyede telefondan verdiği "Yeşil arabalı bardak" siparişi...

Deniz: Ama evdeki bardaklar arkadaşımız nerede diyorlar?
            Yeşil arabalı bardak gelmezse, kırmızı arabalı bardak yalnız kalır...


Bir akşam öncesinde yavaş yavaş yolunu hazırlama çalışmaları:

Annenin yeni aldığı mor kedili, pembe bardağı diğer üç bardağın yanına, odasındaki pufun üzerine yerleştirerek "kare" şeklini yapan Deniz: 

Yeşil arabalı da geldiğinde iki tane arabalı bardak olacak...O zaman "beş" tane olacak, "Beş" tane olduğunda hangi şekli yapabiliriz?

Yeşil arabalı için de bardak altlığı VAR mı?

....