Denizli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Denizli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mayıs 2015 Çarşamba

Deniz'in Denizli Ganimetleri...

1. Mavi siyah bir top
2. Tin (Kırmızı) Möö ve renkli yumuşak bir top ve boyama kitabı (Üçü birlikte)
3. Mavi beyaz bir top
4. Turuncu, üzerindeki tuşlardan birisine basıldığında "Bu fasulye yedi buçuk lira/ Hem kaynasın hem oynasın"şarkısı çalan bir direksiyon
5. Miki Maus sırt çantası
6. Kuruduğunda kaybolan desenleri ile fil desenli boyama kartı
7. Küçük kırmızı zıp zıp top
8. Küçük siyah beyaz top
9. Horoz biblosu
10. Mavi sabo terlikler
11. Baba'nın eşyalarından "Truva Atı"
12. Baba'nın eşyalarından "Dönen Dünya"
13. Baba'nın eşyalarından "Ahşap maket şeklinde minyatür masa ve sandalyeler, dolap ve traktör"
14. Babaanne'nin dolap süslerinden "Çok Minik Sincap"

Veeeee Deniz bir de en çok mavi beyaz pedalı'yı sevdi . Anne onu evlerine gelecek şekilde sipariş verecek.

Bir de "Siyah han han"ı sevdi.
Direksiyonlu.
Deniz onu oyuncakçıda merdivenlerden aşağıya indiğinde buldu.
Deniz biraz daha büyüsün.
Anne ve Baba Akülü arabalara da Deniz için bakacaklar.

Bı de "Korsanlı yeşş t-shirt"ü sevdi.
Mavu ııı ııııhhh...
Ama o t-shirt biraz küçüktü Deniz'e.
Büyüğü de yoktu.
Anne Deniz'e başka "Korsanlı yeşş t-shirt" bakacak...

"Az,az" ve "Yarın,yarın"

(Öğlen saatlerinde Babaanne'yi çok kısa ziyaretleri sonrasında hastaneden çıkışlarında)
Anne: Deniz keyfin yerinde mi?
Deniz: "Az az"
Anne: Ne zaman keyfin "çok" yerinde olacak?
Deniz: Önce park...
(Yani Deniz parka gittiklerinde keyfinin çok yerinde olacağını söylüyor)

(Öğleden sonra Baba ile buluşup, ayrılıp, oyuncakçılara, Bayramyeri'ne doğru giderlerken)
Anne: Deniz keyfin yerinde mi?
Deniz: "Az az"
Anne: Ne zaman keyfin "çok" yerinde olacak?
Deniz: Şurdan dön...
(Yani Deniz şurdan döndüklerinde keyfinin çok yerinde olacağını söylüyor)

(Akşam üzeri Bayramyeri'ndeki tüm oyuncakçıları, oyuncak satan kırtasiyeleri keşfettikten, buralardaki pedallı bisikletlere, pedalsız arabalara, sallanan atlara binip indikten, oyuncak alışveriş sepetlerini, oyuncak bebek arabalarını itme, dönme denemeleri yaptıktan, hatta oyuncak kum kamyonlarına dahi binmeye teşebbüs ettikten sonra artık geri dönerlerken...)
Anne: Deniz keyfin yerinde mi?
Deniz: "Az az"
Anne: Hâla az yerinde mi, peki ne zaman keyfin "çok" yerinde olacak?
Deniz: "Yarın, yarın".
(Yani Deniz yarın keyfinin çok yerinde olacağını söylüyor)

Ve "Yarın, yarın" dedikten sonra uyuyan, hatta bu uykuyu gece uykusuna bağlayarak tüm gece uyuyan Deniz...

5 Mayıs 2015 Salı

Hacı Şerif - Denizli

Dondurmalı İrmik Tatlısı'nı tattığımız, diğer tüm tatlıların da belleğimizde ayrı ayrı iz bıraktığı "Hacı Şerif - Denizli" ...





Denizli - En Sevdiğimiz Park

Yine Anne ile birlikte tüm gün Denizli'nin altını üstüne getirdikten sonra, "Miki Mous" Çantayı da bugün aldıktan sonra, havanın oldukça sıcak olduğu öğle saatlerinde dahi gölge olması sebebiyle çok sevdikleri, Çınar'daki çocuk parkının önünde, arabasında uyuyan Deniz... 




4 Mayıs 2015 Pazartesi

Bu Fasulye Yedibuçuk Lira...

Bugün yine yol üstünde karşılarına çıkan hiçbir oyuncakçıyı kaçırmayan ve kendisine turuncu bir direksiyon beğenen Deniz, günün sonunda arabasında uykuya daldığında...

Direksiyonu var artık Deniz'in, arabasına biniyor, direksiyonu ile karar veriyor ne yöne doğru gideceğine...

Ve Deniz direksiyonu ile müzik de çalıyor istediğinde...

Bu fasulye yedibuçuk lira
Bu fasulye yedibuçuk lira
Hem kaynasın
Hem oynasın
Hem kaynasın
Hem oynasın
Yandan Halime'm yandan
Seviyom seni candan...
Seviyosan candan
Boşan gel kocandan...




Dönen Dünya, DÜŞ!!!!

Babaanne ile Dede'nin evinde Baba'nın çocukluğundan hatıra "Dönen Dünya" ile tanışan Deniz'i, pencereden dışarıya bakarken bugün bir sürpriz bekliyordu...

7.Kattaki Babaanne ile Dede'nin evinden, yakın çevredeki daha alçak apartmanların çatıları görünüyordu. Bu çatılardan iki tanesinde ise kendi ekseni etrafında dönen yuvarlak top modelli güneş enerjisi sistemi bulunuyordu. Deniz için aynı "Dönen Dünya" gibilerdi, "Dönen Dünya" gibi dönüyorlardı. Hatta onlarda "Dönen Dünya"nın "Eş"i idi. Ama biraz yamuk duruyorlardı. Düşebilirlerdi.

"Dönen Dünya, DÜŞ!!!!"
"Dönen Dünya, DÜŞ!!!!"
"Dönen Dünya, DÜŞ!!!!"
"Dönen Dünya, DÜŞ!!!!"
"Dönen Dünya, DÜŞ!!!!"
"Dönen Dünya, DÜŞ!!!!"
"Dönen Dünya, DÜŞ!!!!"


2 Mayıs 2015 Cumartesi

Tin Möö (Kırmızı Möö)

Tin Möö, yani Deniz'in üzerine binip zıp zıp zıpladığı kırmızı ineği.
Anne ile birlikte bugün aldılar.
Bir de yumuşak, renkli top ve bir de boyama kitabı. Üçü birlikte alındı.

Tin Möö aslında "İnek" değil bir "Eşek"
Ancak bu konuda bir karışıklık oldu. İlk gördükleri oyuncakçıda, kırmızı renkli bir inek idi Anne, Baba ve Deniz'in beğendiği ve akşam eve dönerken alalım şeklinde planladıkları. Deniz için ise "Tin Möö"(Kırmızı inek) idi. Sonra gün içinde Anne ve Deniz dolaşmaya çıktıklarında farklı bir oyuncakçıda daha gördüler "Tin Möö"yü. Deniz bu kez "Tin Möö"yü bırakmak istemedi. Anne şüphelendi daha önce gördükleri "Tin Möö" ile aynı olup olmadığından, sanki farklı gibi geldi Anne'ye ama Deniz kesinlikle "Tin Möö"yü almak isteyince aldılar. Hatta hastanede Babaanne'ye bile gösterdiler.

Ancak "Tin Möö"nün yelesi vardı. Güzel gözleri vardı. Sanki inek değil, bir eşek idi.
Anne ve Baba farkına vardılar ama Deniz için o "Tin Möö"
Ve "Tin Möö" olarak kalacak gibi görünüyor...

Bakalım ne zamana kadar...

1 Mayıs 2015 Cuma

Denizli'yi Keşfeden Deniz...

Deniz bugün Denizli'de karşısına çıkan tüm oyuncakçılarda ne var, ne yok keşfetti. Oyuncakçılardaki tüm pedallı bisikletleri, sallanan atları, pedalsız ayakla sürülen arabaları tek tek denedi...

Anne Deniz'e soruyor:
"Bu pedallı bisikletler birazcık daha büyük abiler için ama, sen bu pedalları çevirebilir misin?"
Deniz'den gelen yanıt:
"Evet, Evet"

Evet, Deniz pedallı bisikletlere binebilirim, pedalları çevirebilirim diyor...


"Mavu Saatin Eş'i" ve Deniz Denizli'de...

Deniz son anda, Babaanne'nin rahatsızlığı sebebiyle Denizli'de...Babaaanne ile Dede'nin evinde...

Havalimanına gitmek üzere evden çıkma aşamasında Anne Deniz'i sabah saat 04.00 civarında uykusundan uyandırmak zorunda kaldı. Tam kapıdan çıkacaklarken ise farkettiler ki Deniz salonda karanlıkta birşey bulmaya çalışıyor...Anne Deniz'e ne aradığını sorduğunda ise Deniz "mavu saat" dedi. Evet Deniz'in evde seyahatleri sırasında THY'nin çocuklar için hediyelerinden iki tane kırmızı saati, bir tane de mavi saati vardı. Deniz mavi saatin de iki tane olmasını istiyordu. Mavi saatin eşi yoktu. Kaç gündür aklındaydı, uçağa bindiğinde mavi saatin "Eşşş"ini isteyeceklerdi. Bu yüzden mavi saati yanına almayı unutmamalıydı. Bu yüzden tam kapıdan çıkmaları aşamasında salonda, karanlıkta "mavu saat"i arıyordu.

Anne ile birlikte buldular "mavu saati". Deniz elinden hiç bırakmadı uçağa bininceye kadar "mavu saat"i. Uçağa bindiklerinde hostes teyzeye sordular, dediler ki "hani sizin uçuş sırasında çocuklar için hediye oyuncaklarınız var ya, onlardan istiyoruz, onların içinde saat de oluyor, o saatin mavi olanını istiyoruz. Kırmızı saat değil, mavi saatten istiyoruz"

Hostes teyze'nin yanıtı ise üzülerek, yurtiçi uçuşlarda o hediye paketlerinin bulunmadığı, yurtdışı uçuşlarda o hediye paketlerinin bulunduğu şeklinde olmuştu. Deniz'in hoşuna gitsin diye dergi getirebileceğini, ancak Deniz'in istediği mavi saatli hediye paketlerinin uçakta bulunmadığını söylemişti...

Tabii son anda yurtdışı Stockholm uçuşlarından, Denizli uçuşuna dönüşen seyahatlerinin Deniz'i bu şekilde hayal kırıklığına uğratan bir sonucunun olması Anne ve Baba'yı da üzmesine karşın, yapacak birşey yoktu...Hayırlısı olsundu. Anne ve Baba Deniz'e "uçakta mavu saat'li paketlerden yooookmuş, sen saatini yanında bulundur ama yine, dönüşte yine sorarız, olmazsa bir sonraki başka yere uçuşumuzda yine sorarız, eninde sonunda bu saatin eşini buluruz" şeklinde bu durumu açıklamış olsalar da, Deniz birden elinde o dakikaya kadar sımsıkı tuttuğu "mavu saat"i, birden yere bırakmıştı...Madem "mavu saat"in eşi uçakta yoktu, o zaman onu da elinde sımsıkı tutmasının anlamı yoktu...Yere düşen "mavu saat" Deniz'in hayal kırıklığına uğradığının bir göstergesiydi. Ama yapacak birşey yoktu. Anne saati aldı yerden, montunun cebine koydu. "O zaman bir sonraki uçuşta, yine hostes teyzeye soruncaya kadar "mavu saat" annenin cebinde kalsın, burada kaybolmaz kesinlikle, bir de hep yanımızda olur" dedi. Ve Deniz daha fazla üzülmesin diye konuyu dağıttı...Konu dağıldı. Deniz başka konulara daldı. Uçaktaki koltuğunu keşfetmeye başladı. Hayırlısıyla bir sonraki yurtdışı uçuşlarında konu Anne'nin aklında olacak...

15 Ekim 2013 Salı

Deniz Denizli'de

Deniz bayram tatili vesilesiyle bugün ilk kez Denizli'de.

Babaanne ve dede'nin ona bir sürprizi vardı.
Deniz'in oyun arkadaşları arasına bugün Caillou da katıldı.

"Caillou, Caillou. That's Me"

Hem şarkı söylüyor, hem oynuyor Caillou.
Ancak Deniz, kendisi henüz ayağa kalkamıyor, emekliyor olduğu için. Caillou'nun ayakta dans ediyor olmasından pek hoşlanmadı. Caillou'yu yatarak şarkı söylediği zamanlarda daha çok seviyor gibi görünüyor....