13 Şubat 2016 Cumartesi

Deniz Monaco'da - 2.Gün...


Deniz, Anne ve Baba'nın bugünkü programında sabahtan Monaco'ya gidip gelmek var...Nice'den trenle Monaco'ya geçecekler. Öğlen saatlerinde geri dönüp, bilet alıp, 14.30'da "Flower Parade"yi (Çiçek Arabaları Geçişi'ni) izleyecekler...

Kaldıkları otel Central Train Station'ın(Merkez Tren İstasyonu'nun) hemen yakınında olduğu için, sabahtan Monaco'ya geçişleri gayet kolay oldu. Monaco'da "Palace du Casino"ya doğru sahilden bir yürüyüş yaptılar. Deniz evdeki uzaktan kumandalı kırmızı Ferrrari'sinin gerçeğini ve denk geldikleri daha bir çok model arabayı ilgiyle takip ediyordu. Meydana çıkışta "Fairmont Hairpin"e denk geldiler. Monaco Grand Prix'inde bilindik, oldukça keskin bir virajmış burası...







Sonrasında "Palace du Casino"da biraz zaman geçirecekler. Sonrasında Deniz'e zorunlu olarak ihtiyaç olunca Hotel de Paris'de de zorunlu olarak giriş yapmış olacaklar ve 13.00 treni ile Nice'e geri dönecekler...



Artık gündemlerinde Nice Karnavalı var...


12 Şubat 2016 Cuma

Nice - Avenue Jean Medecin...

Deniz, Anne ve Baba...Avenue Jean Medecin'de Nice'de bu gece konaklayacakları otellerine doğru yürüyorlar...Deniz gündüz eşyalarını bırakmak için uğradıklarında otellerini, odalarını görmediği için merakla etrafını izliyor, yolu takip ediyor...Bu fotoğrafı çekiyorlar...Eski bir tablo ve caddenin şimdiki hali...

Hemen sonrasında Deniz yine, bu kez de daha otele varamadan "yeşş" bir uykuya, gece uykusuna dalıyor...

Anne ve Baba Deniz'i "yeşş" bir uykuya daldığı bebek arabasından alıp yumuşacık bir şekilde kendi yataklarının ortasına yatıracaklar...Deniz anlaşılan kendisi için kurulmuş portatif yatağı ve odalarını ancak bir sonraki günün sabahında görüyor olacak...

Ave Jean Medecin - Nice
Ave Jean Medecin - Nice

Deniz Nice'de - 1.Gün...

Deniz, Anne ve Baba Nice'deler...

Uçak yolculukları çok güzel geçti. Deniz'e göre uçağa binen tüm yolcular aslında Avusturalya'ya gitmek istiyorlardı. Ancak yanlışlıkla Nice uçağına binmişlerdi. Maalesef ki haberleri yoktu yanlış uçağa bindiklerinden. Deniz fark etmişti tüm yolcuların yanlış uçağa bindiğini. Bir hostes teyzeye ya da host amcaya söylemelilerdi...

Hakikaten söylediler...Hostes ablaya söylediler. Bu uçağa aslında Avusturalya'ya gitmek isterken yanlışlıkla binenler de vardı. Onlara bir söyleyin durumu dediler...Onların daha çok yolu vardı. Nice'de uçaktan inip bu kez aktarmalarla nasıl Avusturalya'ya ulaşacaklarını ayarlamaları gerekecekti...Ne kadar ilginç bir durumdu...Bu yanlışlık nasıl olmuştu... Bir tek Deniz fark etmişti...

Veee...anlaşıldığı üzere, Deniz'ce birçok konu gündemlerinde şekilde; Anne, Baba ve Deniz varmışlardı Nice'e...

Havalimanı'ndan 99 numaralı otobüse bindiler... Konaklayacakları otelleri Nice Tren İstansyonu'na yakındı. Şehir merkezine götüren otobüs numarası 98'di. Anne, Baba ve Deniz'in konaklayacakları otellerinin yakına götüren otobüsün numarası 99'du...

Otobüse bindiler...Yolda "yeşşş" bir uykuya daldı Deniz. Anne ve Baba otellerini buldular, eşyalarını bıraktılar. Akşam yemeği için rezervasyon yaptırdılar. Sonrasında ertesi günkü festival etkinlikleri için nereden bilet alabileceklerini araştırmaya başladılar. Bu sırada Deniz uyandı. Bilet gişesini açık yakalayamadılar. Ancak nasıl olsa ertesi gün etkinlik saatinde de almalarının mümkün olabileceğini öğrendikleri için konuyu ertesi güne bırakıp keyifle fotoğraflar çektirdiler. Sonrasında akşam yemeği için rezervasyon yaptırdıkları Chez Acchiardo'yu buldular. Henüz akşam yemeği için biraz daha zamanlarının bulunuyor olması sebebiyle eski şehir merkezini gezerlerken Deniz birden "neden hâla otelimizi bulamadık" deyince Deniz'e aslında o uyurken otellerini bulup eşyalarını bırakmış olduklarını açıkladılar....Promenade Des Anglais caddesinden sahili ve Cours Saleya çevresini gezdikten sonra akşam yemeği için saat 19.15'de Chez Acchiardo'daydılar...Cuisine Nissarde...Salade Niçoise...Magret de Canard fermier,sauce aux figues ou au poivre (Breast of duck with fig sauce/İncir sosunda Ördek Göğsü)...Tournedos grille (Grilled loin steak with basilic butter/Üzerinde baharatlı tereyağı ile ızgara biftek)...

Deniz, Anne ve Baba Nice Seyahatleri için Hazırlanıyorlar...

Deniz bugün Anne ve Baba ile birlikte Nice'de olacak...Nice seyahatleri için hazırlandılar...

Birlikte hazırlandılar...Büyük valiz mi alınsın, küçük valiz mi alınsın konusunda karar verme sürecinde birazcık gergin anlar yaşanmış olsa da...Deniz'in büyük valizi almaları konusundaki ısrarının sadece bir akşam sürmesi, ertesi gün bu konuyla pek ilgilenmiyor olması ile anlaşmazlık çözümlendi. Sadece üç günlük bir seyahat olacak olması sebebiyle küçük valizlerini yanlarına alarak yola çıktılar...

Yolda giyineceği kıyafetlerine de Deniz karar verdi...
Eliz kardeşin Deniz'e hediye ettiği yeşil pantolon, bizzat Deniz tarafından, seyahatte giyinilmek üzere seçildi...Yeşil t-shirt giyinildi...Üstüne de tam Anne'nin önerdiği sweatshirt giyinilecek iken, "yeşil sweat olmaz mı?.." önerisi ile seyahat kıyafetinin yeşil pantolon, yeşil t-shirt ve yeşil sweatshirt olması Deniz tarafından kesinleştirildi...

Baba'nın spor çantasına önce evdeki tüm topik küçük arabalar sığdırılmaya çalışıldı. Sonrasında baba ile Deniz arasında mutabakat sağlandı. Yaklaşık 11-12 arabayı yanımızda taşımak çok ağırlık yapacağı için, 3 turuncu topik arabanın Baba'nın çantasına girerek yanlarında gelmesine...Diğer arabaların evde kalmasının uygun olacağına karar verildi, mutabakat sağlandı...

Ve nihayet sonunda Atatürk Havalimanı'nda THY-Heroes masasındalar...


Sonrasında pasaport kontrolü öncesinde Deniz'in Heroes kartını da alacaklar...Heroes kart yerine, Standart miles&smiles kartı üzerine basılacak aslında Deniz'in kart numarası ve adı soyadı...Ama Deniz için çok da takılınacak bir husus olmayacak bu detay...Kartını alıp, yeşil pantolonunun yan cebine yerleştirip siyah arabasında rotasını pasaport kontrolü olarak belirlemiş olacak...

8 Şubat 2016 Pazartesi

Fark Bulmaca...

Yine şubat ayına ait TRT Çocuk dergisinden çıkan "Fark Bulmaca" oyunu...
Baba ve Deniz dikkatle inceliyorlar...
Baba diyor ki "İki resmin arasında yedi fark varmış...Aceba neymiş bu farklar?"
Deniz diyor ki "Hayııırrr, yirmi bir fark varmış..."
Baba diyor ki "Dört tanesini buldum"...
Deniz diyor ki..."O zaman... dört farkı söyle bakalım..."

Bizim Deniz...


Kuzucuk ve İbikli...

Şubat ayına ait TRT Çocuk dergisinden çıkan çıkartmalar...
Kuzucuk ve İbikli...
Deniz'in arkadaşları...
Bu sevimli fotoğrafı görünce Deniz ve Anne de aynen onlar gibi poz verdiler...
Deniz "Kuzucuk" olmak istedi...
Kavuşturdu kollarını...
Anne de "İbikli" oldu...