12 Ekim 2014 Pazar

Deniz'in Güneydoğu Asya'da Yemek Maceraları

Deniz'in yemeklerini Güneydoğu Asya seyahatleri sırasında nasıl organize etti Anne ve Baba...

İlk gün öğlen yemeği için Deniz'in etini pişirip, ısı ayarlı çantada yanına almıştı Anne. Deniz uçakta afiyetle yemişti. Akşam yemeği için ise "Doha"da aktarma sırasında fırında tavuk bulmuştu Anne ve Baba Deniz için bir Lübnan Restoran'ından. Sebzelerini olmasa da tavuğunu Deniz afiyetle yemişti.

İkinci gün ise Kuala Lumpur'da Bird Park'ın içindeki Hornbill Cafe'de ızgara et yaptırdılar Deniz için.

Kuala Lumpur'da geçirdikleri bir diğer günde ise Suria KLCC Alışveriş Merkezinin içindeki Food Marketten tavuk çevirme aldılar Deniz için. Anne ve Baba Little Penang Cafe'de yemek yerlerken Deniz'in menüsünde tavuk çevirme vardı. Ve taze sıkılmış portakal suyu.

Penang'a geçtikleri gün otobüsten iner inmez hemen yakındaki bir alışveriş merkezinin Food Court'unda ızgara et yaptırdılar Deniz için. Deniz afiyetle yedi. Ancak akşam yemeği için, kaldıkları otelin cafesi Mews Cafe'nin menüsünden Anne ve Baba'nın Deniz için seçtiği Tavuk Satay'ı hiiiiç beğenmedi.

Penang'da ikinci günlerinde ise bir Hint Restoranı idi tercihleri sadece Deniz için. Baharatsız ve sossuz pişirilmiş "Mutton Tıkka" Deniz için uygun olabilirdi. Ancak bu restoranda Deniz'i bir sürpriz bekliyordu. Baharatsız ve sossuz pişirilmiş "Mutton Tıkka"lar, hint baharatları ile renklendirilmiş sarılı/kırmızılı bir prinç pilavının üzerinde servis edilmişti. "1" tanecik pirinç tanesinin et ile birlikte Deniz'in ağzına girmesi bile "ooooo" "OOOOOO" Deniz'in ağzını yakmaya yetmişti!!!! Ağzı yanınca önce yemeğe devam etmek istemedi Deniz, ama Anne ile Baba açıklayınca acı olan şeyin et değil pilav olduğunu, etler ile pirinç pilavı Anne tarafından tabakta tamamen ayrıştırmış olsa da, tüüüüüüm pirinç pilavını tabakta bir pirinç tanesi dahi kalmayıncaya kadar Baba'ya yedirdi.

Penang'daki üçüncü günlerinde, Tropik Baharat Bahçesi gezileri sonrasında ise, öğlen yemeği için yine aynı Hint Restoranı'nın başka bir şubesinde idiler. Bu kez servis yapılan baharatsız ve sossuz "Mutton Tikka"yı ise Deniz hiiiiççç beğenmedi. Baba da tattı ve Deniz'e hak verdi. Deniz için çok sert idi "Mutton Tikka", Deniz beğenmemekte kesinlikle haklıydı. Akşamleyin Red Garden'da "East Meets West- Eastern Cuisine Meets Western Cuisine" standından ızgara balıktı Deniz'in yeniden yemeye ikna olduğu.

Singapur'da da iki gün Raffles City'nin Food Court'unda Kore Mutfağından sossuz ızgara balık oldu tercihleri...
Kore Mutfağı'ndan Deniz için Saba Fish Plate


Kahvaltılarda da Annenin kendi kahvaltısına Deniz için eklettiği haşlanmış yumurta ve Anne'nin yanında taşıdığı Deniz'in yeşil zeytinleri...


Anne'nin İki Haşlanmış Yumurtalı Kahvaltısı
(Mews Cafe Menüsünden "Eggs However You Wanted")


 

11 Ekim 2014 Cumartesi

"Japanese Cat"

Veeee "Japanese Cat" de geliyor Deniz ile...
Singapur'da havalimanında son dakikada buldu Deniz ile Anne.

Japonca "Çağıran Kedi" anlamındaki "Maneki-Neko" imiş orjinal adı.
Güzel şans, güzel talih çağırsın Deniz'e bir ömür boyu...

Kuala Lumpur'da
 Taksideki "Japanese Cat"
(Not: Anne ve Baba'nın bu gece 4-5 saatliğine rezervasyon yaptırdığı Sama Sama Ekspress KL International Airport Oteli; Anne, Baba ve Deniz'i Terminal2 Boarding Pass'leri değil Terminal1 Boarding Pass'leri var diye kabul etmeyince...Terminal2 Starbucks Coffee'de, Deniz arabasında "Yeşş" bir uykuda iken, yazıyor bu satırları Anne...)

 

10 Ekim 2014 Cuma

Deniz Singapur'da Orchard Road'da

Deniz bugün Singapur'da Orchard Road'da gezdi "Yeşş" uykusu sırasında... Anne ve Baba kıyamadılar onu daha fazla dışarıda, güneşte gezdirmeye... Oldukça sıcak ve nemli bir hava vardı bugün...

Kalan zamanlarında Raffles City'de idiler. Deniz "Saba Fish Plate"i ile birlikteydi... Anne Fried Hokkien Mee'yi denedi, Baba ise Çin Mutfağından pilav üstü ördek yemeğini tattı...

Gece artık dönüş yolculukları başlıyor. AirAsia ile Singapur'dan Kuala Lumpur'a uçuyor Deniz. Oradan Qatar Havayolları ile Doha aktarmalı şekilde İstanbul'a dönüyor...

Güle Güle Singapur ve iyi yolculuklar Anne, Baba ve Deniz'e...

9 Ekim 2014 Perşembe

Deniz Singapur'da...

Deniz Singapur'da, Raffles City'de, Raffles City'nin hemen karşısında The Residence at Singapore Recreation Club'da.

Anne ve baba ile birlikte Marina Bay'de, Chinatown'da geziyordu. "Yeşş" Çin tarzı kıyafetlerin, "Yeşş" arabaların, "Yeşş" motorsikletlerin, "Yeşş" çöp kutularının pesinde... "Eşş" Çin fenerlerinin, "Eşş" arabaların, "Eşş" sandalyelerin pesinde....

Ama Anne ve Baba'yı azıcık üzüyor, yemek yemediği için. Saat farkı, uykusuzluk ve üstüne herseyi keşfetme merakı eklenince yemek yemeyi unuttu galiba...

Anne ve Baba öğlenleyin ilk kez Deniz için Mc Donalds'tan hamburger yaptırdılar köftesini yesin diye ama nafile idi. Deniz tarafından hiiiiiiiçççç kabul görmedi. Akşam Raffles City'nin Food Court'unda Kore Mutfağından ızgara balık idi, Saba Fish Plate idi yemeye karar verdiği...
Üzerine de hindistan cevizi suyu tattı, kocaman "Yeşş" bir hindistan cevizi meyvesi içinden...

 

8 Ekim 2014 Çarşamba

Deniz Tropik Baharat Bahçesi'nde...

Deniz Penang'da bugün Anne ve Baba ile birlikte "Kırmızı Taksi"ye bindi ve Tropik Baharat Bahçesi'ne gitti. Tarçın, Yasemin, Kakao sadece önceden bildikleri olmak üzere nice nice tropik bitkiler, baharatlar arasında dolaştı.

Dönüşte ise Batu Ferringhi sahilinde arabasında uyuyordu, baba denize girerken. Anne de Deniz'in yanı başındaki bank üzerine kıvrıldı, o da dinlendi Deniz ile birlikte...

Georgetown'a geri "Mavi Taksi" ile döndü. Ama keske "Yeşş" olsaydı...

Akşam ise Anne ve Baba ile birlikte Red Garden'da idi. "East Meets West"-"Japanese Cuisine Meets Western Cuisine" standından sossuz ızgara balık yaptırdı Baba Deniz'e. Red Garden'daki canlı müziğe Anne ile eşlik ederek yedi Deniz beyaz balığını...

Bu akşam artık Penang'da geçirilen son gece olacaktı Deniz için. Yarın Singapur'a uçacaktı...

7 Ekim 2014 Salı

Penang'da Koltuklu Bisiklet...

Deniz bugün de Penang'da bisikletli gezi arabaları ile şehir turu yaptı. Koltuklu Bisiklet... Ön taraftaki koltukta Anne, Baba ve Deniz oturdular. Koltuğa arkadan yapışık bisikleti ise amca kullandı. Araba gibiydi aynı. Yola çıkıyor, arabaların arkasından gidiyorlardı. Tek farkları ön taraflarının, üst taraflarının ve yan taraflarının açık olmasıydı. Ve tabii bir de en önde Anne, Baba ve Deniz'in gidiyor olmasıydı...Şöför amca yerine...

Öğleden sonra ise Anne ve Baba ile birlikte Peranakan Müzesini, Jewellery Müzesini ve Nyonya Kitchen'ı geziyordu.

Deniz Peranakan Müzesi Çıkışında
 Hint Mahallesi'ni Seyre Dalmış
Gezileri sonrasında arabasında "Yeşş" bir uykuya daldığında ise Anne ve Baba ona t-shirt beğendiler. Üzerinde "Bisikletli Çocuklar" resmi olan ve "Motorsikletli Çocuk" resmi olan. Penang Street Art çalışmalarından "Little Children on a Bicycle" and "Boy on a Bike" resimlerini taşıyan... Üzerinde "Motorsikletli Çocuk" resmi olan t-shirt'ün renginin siyah olmasına Deniz "uyandı" ve "bizzat kendisi" karar verdi. Deniz'in ilk siyah t-shirt'ü oldu o... Aynı büyük abilerin, "Baba"nın t-shirt'leri gibiydi...
Anne ve Baba, GL Food Court'ta Fried Oyster tadarlarken henüz uyanmamıştı Deniz. Deniz için akşam yemeğini ise kuzu etinin baharatsız pişirilmesini rica ederek, bir hint restoranından seçti anne.

Akşamın devamında Anne ve Baba, Red Garden'da Assam Laksa içip, suşi yerlerken suşi'yi tatmasa da ARTIK çooook iyi tanıyordu Deniz... 

6 Ekim 2014 Pazartesi

Deniz Penang'da...

Deniz Penang'da, "bugün çanta unutma günü müdür ki" diye düşünüyordu...
Önce Kuala Lumpur'dan Penang'a geldikleri otobüste kahverengi valizin arkadaşı siyah el valizini unuttu Anne ve Baba. Sonra otelden şehir merkezini gezmek için çıktıklarında, pasaportlarının vs içinde bulunduğu sırt çantasını odalarında unuttu Baba.

"Yeşş" bir uykuya daldı Anne ve Baba, George Town'ın tarihi merkezini gezerlerken... Street Art'ın peşinde Armenian Street'i, Clan Jetties'i gezdi, CF Food Court'u keşfetti Anne ve Baba Deniz'in "Yeşş" uykusu sırasında...

Uyandığında Street Art'ın peşine Deniz de katıldı.

Akşam saatlerinde oldukça hareketlenmiş, renklenmiş George Town'ın Little India tarafında gezerken ise kolları ile arabasının ön tarafına tutunarak merakla etrafını izliyordu...