14 Mart 2015 Cumartesi

Roma&Floransa - Roma'da Üçüncü Gün - Floransa'ya Geçiş...

Deniz Floransa için Trenitaly'de...

Trenitaly'de vagonlar arasında oyun kuruyor kendine. 1 vagon ileri gidiyor. "Baba", "Baba", "Baba" diyerek dönüyor ve "Baba"yı buluyor.  2 vagon geriye gidiyor. "Baba", "Baba", "Baba" diyerek geri dönüyor ve "Baba"yı buluyor. 4-5 vagon ileriye, taaa ki çay dağıtan arabanın yolu kapattığı yere kadar gidiyor. "Baba", "Baba", "Baba" diyerek geri dönüyor, "Bavul"larını görüyor bu sırada dönerken yolda.

Dört kişilik masalı koltuklarının ortasında yer alan masayı, yan taraflarındaki kanatları kaldırıp indirerek, bir küçültüyor, bir büyütüyor...Küçültüyor, bütüyor...Tak, tuk...Tuk, tak...Tak, tuk...Tuk, tak...Tak, tuk...Tuk, tak...Tak, tuk...Tuk, tak...

13 Mart 2015 Cuma

Roma&Floransa - Roma'da İkinci Gün...

Deniz ve Baba Trastevere'deler
Deniz Roma'da ikinci gününde Tiber'in karşı kıyısında idi. Via Nazionale'den Corso Vittorio Emanuele'yi takip ederek geçtiler karşıya, Vatikan tarafına; sonra oradan da Trastevere'ye yürüdüler.

Otelden çıktıktan sonra taaa Trastevere'ye kadar Deniz "yeşş" bir uykudaydı. Uyandığında ise artık öğlen yemeği vakti gelmişti. Saat 14.00-15.00 arasında Trastevere'de Ristorante Paris'te idiler. Anne ve Baba kızartma tabağı yiyor. Deniz ise herzamanki gibi Grilled Steak yiyordu. Sonrasında ise Deniz Trastevere meydanında yürüyor, koşuyor, taş döşeli yollardaki çukurları(bozulmaları) tespit ediyor, "Deniz çukura düştü" oyunu oynuyor, meydandaki eczaneye girip çıkarak Deniz alışverişe çıktı oyunu oynuyor, meydanda müzik yapan grubu izliyordu...



Deniz Trastevere'de
Rotaları Trastevere'den sonra Pantheon ve Piazza Navona oldu. Caffe Sant'eustachio'da yine kahve molası ve hemen karşısındaki Punto Gelato'da dondurma keyfi yaptılar. Akşam ise otellerinin hemen yakınındaki Cucina Nationale'de idiler. Anne ve Baba'nın tercihi Mezze maniche alla carbonara ve Trippa alla romana iken Deniz'in tercihi tabii ki Grilled Beef idi...Anne hatta biraz yağlı buldu Deniz için gelen "et"i ancak Deniz için hiç sorun değildi, "yağ", "yağ" diyerek afiyetle yemişti "et"ini...
 
 
 
 
 

12 Mart 2015 Perşembe

Roma&Floransa - Roma'da İlk Gün...

Deniz ve Baba Piazza Navona'da
Deniz Roma'da ilk gününde Piazza della Republica'dan başlayarak Fontana di Trevi, Pantheon, Campo di Fiori ve Piazza Navona şeklinde bir sırayla gerçekleştirdiği şehir turunu Piazza di Spagna'da tamamladı. Piazza Navona'ya kadar "yeşş" bir uykudaydı, Piazza Navona'da uyandı, "at"ları gördü. Sonrasında Caffe Sant'eustachio'da Anne ve Baba kahve molası verdiler, Deniz de "et"ini yedi. Deniz "yeşş" uykudayken Anne ve Baba bir de Antico Forno Marco Roscioli'yi keşfetmişlerdi.





İlk günkü şehir turlarının son noktası; Piazza di Spagna, Deniz'in oldukça hoşuna gidecek bir meydandı. Tüm merdivenleri en az 4/5 kere, en aşağıdan en yukarıya kadar çıktı indi, indi çıktı...


Deniz ve Anne
 Piazza di Spagna Merdivenlerinden
 Yukarıya Çıkıyorlar


Deniz ve Baba
Piazza di Spagna Merdivenlerinden
 Yukarıya Çıkıyorlar


Ardından meydanın hemen karşısında, çapraz sokakta Pompi'de Tiramisu Classico tattılar. Pompi'nin sokağında gördükleri yürüyen dondurmanın peşine takıldı Deniz bir ara, eteğine dokundu. Caffe Greco'da dinlendiler.   

Yürüyen Dondurma'nın
 Eteğine Dokunan Deniz
Akşam yemeğinde ise Ristorante Matricianella'da idiler. Deniz Grilled Lamb yiyordu, Anne ve Baba ise Fritto Misto'yu tadıyordu.

Deniz'in Grilled Lamb'ı
ve Yanında Burnu Uzun Pinokyo
Uykusu geldiğinde ise henüz daha restorandalar iken arabasında uykuya daldı. "yeşş" bir gece uykusundaki Deniz, Anne ve Baba tarafından Hotel Impero'nun 223 nolu odasındaki yataklarına arabasından alınıp yumuşacık bırakıldı...

10 Mart 2015 Salı

Mor Pantolonlu Günler Sona Erdi...

Deniz son 5 gündür (cuma gününden beri) mor pantolonu ile yatıyor kalkıyor, dışarı mor pantolonu ile çıkıyor, eve geldiğinde değiştirmiyor, banyo öncesinde mor pantolonunu emniyetli bir yere koyuyor, sonrasında tabii ki yeniden giyiniyor ve artık kirlendiğine, evde giyinmek için rahat olmadığına ilişkin tüm telkinlere rağmen kesinlikle mor pantolonu değiştirmeye ikna olmuyordu...

Bu akşam mor pantolonlu günler sona erdi.

Deniz banyo öncesinde Anneanne'nin mor pantolonu emniyetli bir yere koyma isteğine, yere koyalım kirlendi dercesine bir tepki gösterdi. Banyo sonrasında da yeşil pantolonunu giyindi.

Böylece bu konu, "bir süre" sonra kendiliğinden çözümlenmiş oldu.

Ancak bugün artık yeni bir konu var takıldığı... Anne'nin Sevda Teyze için aldığı terlikler...Deniz onların kendi terlikleri olmasını istiyor ve evin içinde terlikleri giyinip dolaşıyor. Ayağında kocaman terlikler ile dikkatli dikkatli yürümeyi de başarıyor...Öğlen uykusuna dahi ayağında terlikler ile yattı, uyuduğunda Sevda Teyze terlikleri giyinebilir, o terlikler Deniz'in, giyinmesin Sevda Teyze Deniz'in terliklerini diye...Gece uykusu öncesinde ise terlikleri yatağının yanına yerleştirdi güzelce, öyle uyudu...

4 Mart 2015 Çarşamba

Kedicikli Tabure

Deniz günlerdir evde lego kutusunu ya da ejderha kalesinin kutusunu kendisine tabure yapıyordu.
Bugün Anne Deniz'e kedicikli ahşap bir tabure aldı.

Deniz çok sevdi kedicikli ahşap taburesini...
Yanıbaşından ayırmadı tüm akşam.
Yemek yiyecekleri zaman salondan mutfağa taşıdı.
Yemekten sonra mutfaktan salona taşıdı.
Uykusu geldiğinde Anne'nin kucağında odasına giderken bile kedicikli tabureyi de yanına almak istiyordu.
İndi Anne'nin kucağından.
Kedicikli taburesini taşıdı odasına.
Güzelce yerleştirdi dolabın önüne, yatağının yanına.
Öyle uyudu...






3 Mart 2015 Salı

Deniz'in Oyunları...İlk Senaryolar...

Deniz'in son günlerde çok eğlenerek oynadığı üç oyun:

Birincisi:

Deniz simidi, şişme havuz vb. konularda gerekli olabilir diye evde bulunan portatif pompa mutfaktaki aktivite küpünün yanına yerleşti.

Deniz'in model arabaları "nani, nani, nani" diye ses çıkartarak salondan yola çıkıyorlar.
Ancak salondan antre'ye geçerken kapının eşiğinde kalıyorlar, eşikten geçemiyorlar.
Bu durumda ya gri jip gelip eşikte kalan arabayı iterek, eşikten geçmesine yardımcı oluyor...
Ya da arabanın benzini bitmiş, araba arıza yapmış oluyor...

Deniz Usta bu durumda arabayı servise alıyor.
Pompa'nın ucu ile ilk önce arabanın içinin, koltuklarının vs tozunu alıyor.
Yine Pompa'nın ucu ile arabanın benzin deposunu dolduruyor.
Yine Pompa'nın ucu ile arabanın lastiklerini şişiriyor.
Deniz Usta arabanın tüm bakımını yapıyor.

Arabanın bakımı tamamlandığında, renkli baykuşlar gelip arabaya biniyorlar.
Arabayı alıp götürüyorlar.
Deniz Usta'ya da çok teşekkür ediyorlar...
Arabanın bakımını çok güzel yapmışsın Deniz Usta diyorlar.

Deniz Usta'nın bazen çok işi olabiliyor
Bakım bekleyen arabalar sıraya girmiş olabiliyor.
Bu durumda Deniz Usta arıza yapan aracı garaja çekiyor.
Arıza yapan araç garajda Deniz Usta'yı bekliyor...
Garaj da salondaki koltukların alt tarafı...
Arıza yapan araçlar garajda sıralarını bekliyorlar...

İkincisi:

Türk Hava Yolları'nın seyahatlerimiz sırasında Deniz'e hediye ettiği şişme uçaklarla, minik tompik oyuncak THY uçaklarıyla ve Deniz'in kaptan pilotlu, yolcuları olan uçağı ile Deniz bir havaalanı oluşturuyor.

Uçakların hepsi pistte yerlerine geçip, kalkış yapmayı bekliyorlar.
Ancak hava şartları nedeniyle uçaklar her zaman kalkış yapamayabiliyor.
Bu durumda sarı taksi geliyor.
Yolcuları alıyor ve otele götürüyor.
Sonra uçağın kalkış yapacağı zaman.
Sarı taksi yolcuları otelden alıyor ve uçağın yanına geri götürüyor.
Deniz yolcuları ve kaptan pilotu yeniden uçağa yerleştiriyor.
Bazen valizlerini bagaja değil, uçağın kabinine almaya karar veriyor.
Sıkış tıkış yolcuların valizlerini kabine yerleştiriyor.
Uçak kalkışa hazır hale geliyor.
Ancak hava şartları müsade etmezse
Yolcular yeniden uçaktan inmek zorunda kalabiliyorlar.
Yeniden sarı taksi geliyor ve onları otele götürüyor.
Sonra yeniden geri dönüyorlar.
Deniz açıklama yapıyor.
Deniz Havayolları dünyanın en iyi havayolu şirketlerinden birisi.
Ancak hava şartları...
Yapacak birşey yok.
Otelinize gideceksiniz, uçak kalkış yapacağı zaman geri geleceksiniz.
Gideceksiniz, geri geleceksiniz.
Gideceksiniz, geri geleceksiniz.
Yapacak birşey yok.
Durum böyle.
Hava şartları....

Üçüncüsü:

Annenin cebindeki peçeteler bulunuyor ve salonda iseler mutfağa götürülüp bırakılıyor Deniz tarafından.
Anne'nin burnunun akması isteniyor.
Anne kafasını önüne eğsin, Anne'nin burnu aksın isteniyor.
Anne kafasını önüne eğiyor.
Anne'nin burnu akıyor...
Deniz koşup içeri gidiyor ve peçetelerden birisini getiriyor.
Ancak ikincisini bulamadığını söylüyor.
İkincisi kaybolmuş, yoooook diyor...
Anne Deniz'in getirdiği peçeteye burnunu siliyor.
Deniz peçeteyi alıp mutfağa götürüyor.
İki peçeteyi de alıp geliyor bu kez.
Aaa Deniz peçeteleri buluyor.
İkisini de buluyor.

Sonra yine götürüyor.
Yine önce bir tanesini bulabiliyor.
Sonra ikisini birden bulup getiriyor.

Sonra yine götürüyor.
Yine Anne'nin burnunun akmasını istiyor.
Yine önce bir tanesini bulabiliyor.
Sonra ikisini birden bulup getiriyor...


Artık senaryolu oyunlar oynuyoruz.
Büyüyoruz...