26 Aralık 2015 Cumartesi

Deniz Kitap, Kahve, Çikolata Festivali'nde...

Deniz bugün "Kitap, Kahve, Çikolata Festivali"nde idi...
Anne ve Baba ile birlikte metrobüse bindi...Metrobüs'te "yeşş" bir uykuya daldı...Tam gofret ikramı yapılan standın önünde, Anne eline gofret dilimlerini aldı ve arkasını döndü ki, Deniz uyanmıştı... Tam zamanında idi...

Çikolata ve kitap Deniz'in ilgi alanında idi...Formül Yayıncılık'tan "Tavuklar karanlıkta göremez", İş Kültür Yayınları'ndan "Arkadaşım Pilot", "Elif Kampa Gidiyor", "Mevsimler", "Minicik Kedicik - Kıvırcık Kuzu", "Kent - Çıkartma Kitabı" Deniz'in tercihleri idi...

Baba'nın kitap tercihleri ve Anne'nin Dr. Oetker standı keşfi de oldukça keyifliydi...

Sonrasında Rumeli Caddesi'nde sarı otobüsler, mavi otobüsler, mor otobüsler, iki katlı mavi otobüsler izlenerek geri dönüldü. Deniz'e dönüş yolunda metrobüs'te bir kardeş ince uzun bir kinder çikolata ikram etti. Deniz ona el salladı. O da Deniz'e el salladı...Metrobüs'ün her zaman böyle küçük misafirleri olmuyordu...

24 Aralık 2015 Perşembe

Kandil Simidi...

Akşam yemeği sonrasında Deniz mutfak tezgahında bir şey arıyordu...
Baktı, baktı...
Bir buzdolabı poşetinin içinde bir süredir tüketemedikleri tuzlu kurabiye parçaları vardı...
Onları yemek istediğini söyledi...
Anne şaşırdı. O kurabiyeler bir süredir rafın üzerinde duruyorlardı ancak Deniz hiç onları yemek istememişti. Kalan son parçaları yemek istemesi ilginçti.
Ama Deniz onları yemek istiyordu.
Anne'nin kucağına oturdu.
Tüm kurabiye parçalarını yedi.
Hatta torbada en sonunda kalan susam kırıntılarını da bir kaşık yardımı ile yemek istediğini söyledi.
Anne şaşkındı.
Kalan susam kırıntılarını da, "çok güzelmiş", "boğazıma kaçmıyormuş", "öksürtmedi beni" diyerek afiyetle yedi..
Sonra...
"Başka kurabiye..." deyince Anne Deniz'in biraz daha yemek istemesi üzerine "Ama bu kurabiyelerin en sonu bu idi Deniz, bitti bu kurabiyeler, sonra yine alırız tamam mı" dedi.
Deniz "Bu kurabiyelerden başka var" dedi...
Anne "Gerçekten bitti ama, başka yok bu kurabiyelerden, yarın unutmayalım yine alalım." dedi.
Bittiğini Anne'den duyunca...
Deniz durdu öylece...
Yüz ifadesi bozuldu birden...
Ağlamak ile ağlamamak arasında gitti geldi...
Bir hayal kırıklığı yaşamış olduğu belliydi...
Anne Deniz'in yaşadığı hayal kırıklığının nedenini, kurabiyelerin günlerdir orada duruyor olması ve Deniz'in daha önce hiç yememiş olması sebebiyle anlamakta zorlanıyor olsa da...Deniz belki kendisi de dolaba vs. bir kaç yere bakar ve bittiğini görürse, ağlama hiç başlamadan bu konuyu atlatabilirler diye...Baba'dan buzdolabını açmasını ve Deniz ile birlikte dolapta kurabiye var mıymış, yok muymuş bir bakmalarını rica etti. Belki Deniz istediği her ne ise dolapta bulabilirdi...Bir baksındı.

Baba ile Deniz buzdolabına baktılar...
Deniz'in buzdolabından istediği birşey yoktu...
O sırada annenin aklına, bisküvi vb. kuru yiyecekleri koydukları raf geldi...
Bir de o rafa bakmalarını, varsa o rafta olacağını, yoksa da başka olabilecek bir yer kalmadığını söyleyerek, Baba ile Deniz'in bahsettiği rafa da bakmalarını rica etti.
Deniz ile Baba Anne'nin bahsettiği rafa bakmaya niyetlendiler.
Rafların kapağını açtılar.
Anne de oturduğu yerden kafasını döndürmüş merakla bakıyordu...
Ki...
Aklına raftaki kandil simitleri geldi...
Deniz kandil simitlerinden istiyordu...
"Deniz sen kurabiye diyerek kandil simidi mi istiyorduuuuun" dedi...
Deniz "Evet... demiştim başka var diye" dedi...

Deniz kandil simitlerinin susamsız olanları ile tuzlu kurabiyeleri birbirine karıştırmış...Tuzlu kurabiyeyi aslında kandil simidi niyetine yemişti...
Gündüz de Sevdoş ile kandil simidinden yemiş olduğu için...
"Bu kurabiyelerden başka var" demişti.
Anne evde başka kalmamış olduğunu söyleyince de...
Gündüz bir sürü olan kurabiyelerin neden bitmiş olduğunu düşünerek, gerçekten hayal kırıklığına uğramıştı.
Ama Deniz'in dediği gibi...Evde bu kurabiyelerden başka vardı. Hem de birsürü idi...

İki kutuyu Baba getirmişti.
Bir kutuyu Anneanne ve Dede getirmişti.
Anneanne ve Dede'nin getirdiği kandil simidi kutusunun üzerinde "Denizce" "kule" (Cami Minareleri) yoktu...
Baba'nın getirdiği kandil simitlerinin kutuları üzerinde "kule" (Cami Minareleri) vardı...

Deniz kandil simitlerinin susamsız olanlarını çooook seviyordu.
Susamlı olanlar dökülüyordu...
Susamsız olanlar dökülmüyordu...

Sana Yardım Ettiğini Zannettiğin İnsanlar Olur...



23 Aralık 2015 Çarşamba

Banyo Yapma Sorunsalları...

Deniz son günlerde banyo yapmaya oldukça zor ikna edilebiliyor.
Sevdoş'a "Anne ve baba geldiğinde banyo yapacağım."
Anne'ye "Sevdoş ile birlikteyken banyo yapacağım ya da Baba geldiğinde banyo yapacağım"
Mazeretleri ile en son banyo yapışın üzerinden geçen beşinci, altıncı günde dahi banyo yapmaya ikna edilemeyen Deniz...

Bugün...
Artık en son banyo yapışının üzerinden geçen altı günün sonunda...
Gündüz, "haydi şimdi banyo yap ki, Anne ile Baba geldiğinde birlikte rahat rahat oyun oynarsınız" diyerek kendisini banyo yapmaya ikna etmeye çalışan Sevdoş'a "Geldiklerinde hemen banyomu yaparım, sonrasında da rahat rahat oyun oynarız" mazeretleri sunulmuştu.
Anne eve geldiğinde ise...
Baba henüz eve gelmemiş iken, Anne'ye "Baba geldiginde banyo yapacağım.", "Şimdi oyun oynayalım, ondan sonra yemek, sonra banyo" mazeretleri sunuldu.
Anne'nin "Ama oyundan sonra banyo yapalım, dün de yemekten sonra banyo yapacağına söz vermiştin, geç olunca saat, yemekten sonra banyo yapmak olmuyor." şeklinde ikna çabaları bir işe yaramadı.
Baba eve geldiğinde, Deniz'in yine banyo yapmamış olduğunu görünce "şokkkk" geçirdi.
Anne, Baba ve Deniz artık yemek saatinin gelmiş olması sebebiyle yemek yediler.
Yemekten sonra artık ikna mücadelesi, Anne'nin pes etmiş olması sebebiyle Baba tarafından devam ettirildi.
Deniz'in "Önce üç kere saklambaç, ondan sonra çıkartmaları yapıştıralım, ondan sonra banyo" şeklinde mazeretleri, Anne ve Baba tarafından "Saklambaç oynayalım, ama çıkartmaları banyodan sonra yapıştırırız" açıklamaları ile ekarte edilmeye çalışıldı.
Üç kere saklambaç oynandı.
Baba ile Deniz salondaki koltuğun üzerine saklandılar, üzerlerini örttüler, Anne onları bulmaya çalıştı.
Anne bulduğunda, Deniz "Neden buldun Anne, ben kendim çıkacaktım" diyerek oyunu bazen başa döndürdü.
Anne banyoyu hazırlamaya başladı.
Bu sırada, Deniz bir kaç defa daha saklambaç oynamak, sonra banyo yapmak istiyordu.
Anne'nin aklında Deniz bebekken kullandığı, yüzünün ıslanmasını engelleyecek yeşil tas ve termometre geldi.
"Aaaa Deniz sen bunları hiç görmemiştin, onları bir sana göstereyim" deyince...
Deniz sonunda ikna oldu.
Koşarak banyoya girdi...

Nihayet...
 

22 Aralık 2015 Salı

Ben Kuzu Etini Sevmiyorum...

Anne akşam yemeğini hazırladı.
Deniz ve baba'yı çağırdı.
Haydi gelin yemek hazır dedi.
Deniz'e de : "Bak bu kez küçük küçük etlerden yaptım Deniz" dedi.
Deniz: Niye? Ben küçük küçük etleri sevmiyoruuuum. Kuzu eti o. Yağlı o. Ben kuzu eti sevmiyorum. Ben dana etini seviyorum. Kuzu eti yemem. Benim etimden niye pişirmedin. Benim etimden pişir.

Anne isteği üzerine Deniz'e de kendi etinden pişirdikten sonra;
Anne, baba ve Deniz yemekteler.
Anne: İstersen yağsız et parçalarından baba seçip sana versin, kendi etinin yanında kuzu etinin de tadına bak. Belki seversin.
Deniz: Olur.

Baba'nın seçip verdiği eti de, kendi etinin yanında tadan Deniz: Hımmm güzelmiş. Bir tane daha yağsız...Bir tane daha yağsız et ver...

21 Aralık 2015 Pazartesi

"Benim Uykum Yok"

Deniz son günlerde "Uykusuz"
Dün sabah saat 8.30'da uyanmış olmasına rağmen, gece saat 11.00'de anne tarafından yatağına konulduğunda, "Ama benim uykum yok" diyordu...

Bugün de gündüz uyumamıştı.
Anne eve geldiğinde ilk iş Deniz'e sordu...
"Acıktın mı, hadi yemeğini ısıtayım, birazdan uykun gelebilir belki..."
Deniz "birazdan" dedi. "Benim uykum yok, uyku gelmedi" dedi.

Anne bir süre sonra ısıttı Deniz'in yemeğini.
Bu sırada baba ile kitap okuyan Deniz, salona geçip, salonda uzanınca, baba da aynı soruyu sordu Deniz'e...
"Uykun geldi galiba, haydi yemeğimizi yemek için annenin yanına gidelim."
Deniz yine "Benim uykum yok, uykum gelmedi" dedi.

Uykusu yoktu Deniz'in
Deniz'in hiç uykusu gelir miydi...
Deniz'in uykusu gelmezdi...

Anne baba ve Deniz yemeğe oturduklarında ise Deniz'in etinin bitmesinin ardından, annenin pilav yemek isteyip istemediğine ilişkin konuyu netleştirmek için Deniz'e "doydun  mu" sorusunu sorması Deniz açısından kopma noktası oldu...

Annenin bu sorusunun ardından, "Niye öyle dedin?", "Niye öyle dedin?" diyerek mama sandalyesinde uyuyakaldı.

Uykusu yoktu Deniz'in
Deniz'in hiç uykusu gelir miydi...
Deniz'in uykusu gelmezdi...

...

Bizim Deniz...

16 Aralık 2015 Çarşamba

Doktor Deniz...

Deniz doktor setinin mavi gözlüklerini takıyor ve babayı muayene ediyor...

Baba'ya iyileşmesi için havuçlu şurup, elmalı şurup, salatalıklı şurup, kurabiyeli şurup, kekli şurup, arabalı şurup, lastikli şurup, meraklı minikli şurup yazıyor...

Sonrada koltuğa uzanmasını sağladığı babanın üzerine çıkıyor zıpbıdı, zıpbıdı...

Aaaa diyor anne ve baba, doktor bey ne oldu, güzelce muayene ediyordunuz hastayı, neden bu zıpbıdı, zıpbıdı başladı...

Deniz hiç durmuyor. Bir o sağa, bir sola, atıyor kendini...Zıpbıdı, zıpbıdı devam ediyor...
Zıpbıdı, zıpbıdı...

Bu sırada anne de, Deniz'in farkında olmadan babanın canını yakmasını engellemeye çalışıyor...Bu sırada annenin aklına duruma uygun bir şarkı geliyor...Doğrusu bu şekilde değildi ancak anne, baba ve Deniz bu akşam, hatırladıkları hali ile şarkıyı bu şekilde söylerken çok eğleniyorlar...

Doktor civanım, doktor doktor civanım...
Ne istersen alayım.
Ben sana hayranım...

Doktor civanım, doktor doktor civanım...
Ne istersen alayım.
Ben sana hayranım...

.....