24 Nisan 2014 Perşembe

Gösterişe Düşkün Kadın - Viyana

Viyana seyahatimizi de Deniz henüz aramıza katılmadan önce Prag'dan karayolu ile ulaşarak gerçekleştirmiştik.

Belki tam yeni yıl öncesi, tüm caddelerin ışıklı süslü olduğundan bize öyle gelmiş olabilir ama Viyana'nın bizde bıraktığı tad gösterişe düşkün, aşırı süslü bir kadın şeklindeydi.

Viyana'nın şehir planında caddelerin numaraları, şehrin en merkezinden çeperlerine doğru artmakta, dolayısıyla şehrin en merkezi yeri (kalbi) 1 numaralı Karntner Strasse caddesi oluyor. Hediyelik eşya, çikolata vb. birçok aradığınız şeyi bu caddede bulabilirsiniz.

Bu cadde aynı zamanda Viyana seyahatlerinin olmazsa olmazsa olmazı "Sacher Torte" ve "Schnitzel" içinde doğru bir tercih olacaktır.

Viyana Schnitzel'i için belleğimize iz bırakan yer "Figlmueller".
Caddede St.Stephan Domkirche'ye doğru ilerlenildiğinde, birisi "Backerstrasse,6" da diğeri "Wollzeile,5" de olmak üzere iki şubesi olan bir restoran. Viyana'da Schnitzel deyince ilk akla gelen mekanlardan bildiğimiz kadarıyla.
Viyana Schnitzel'inin orjinali aslında domuz etinden yapılmakla birlikte, mekanda dana etinden ve tavuk etinden schnitzel tercihi yapmak da mümkün.

Figlmueller'de "Schnitzel"i, "Kartofel Salad"ı ve yanında Avusturya'ya özgü beyaz Riesling şarabını kesinlikle tavsiye ediyoruz.



Sacher Torte için de yine Karntner Strasse'nin bu kez baş taraflarında "Philharmonikerstrasse, 4"de Cafe Sacher'i tavsiye ediyoruz. Tatlının yanında da sütlü kahve yani Avusturyalıların kulladığı şekliyle "Melanj"...





 

23 Nisan 2014 Çarşamba

Günlük Notlar

Deniz hayatındaki 2. çocuk bayramını Kadıköy, Moda gezisi yaparak kutladı...
Elinde mavi "Mango" balonu ile tüm gün afacanca dolaştı.

Moda'da anne ve anneanne Deniz'e bayram hediyesi olarak rengarenk kartal desenli bir uçurtma aldılar. Anne uçurtmanın üzerindeki deseni seçerken dikkat etti. Balık desenli olan modelini özellikle almadı.
"Deniz'in kafası karışır, havada uçan bir balık görürse" diye düşündü.

Çiya Sofrası'nda "Etli Yaprak Sarma", "Halep İşi Lahmacun" ve "Halep İşi Kebap" tattı.
Ancak anne, Deniz'in turuncu yemek setinin içindeki küçük kaplarından birinin kapağını masada unutmuş, hiç farketmemiş, taaaa eve dönünce fark etti. Ümid ediyor ki bulunmuştur, atılmamıştır, yarın arayp soracak...

Ve bugün anne gözlemledi ki; Deniz, çevresinde ilgisini çeken birçok konu olduğunda ve karnı tok ise uzun süre anne sütü almadan keyifle zaman geçirebiliyor.
Yani, işte ne kadar güzel birşey ki; büyüyor...

22 Nisan 2014 Salı

Günlük Notlar

Bugün Deniz için tadım festivali vardı.

İlk olarak buharda pişmiş enginar tadımı gerçekleştirdik. Enginar içi, ekşili yeşil zeytin ile birlikte Deniz'in ağzına hooop diye giriyorsa Deniz tarafından çok beğenildi.

İkinci olarak ise, tavuk eti tadımı gerçekleştirildi Deniz tarafından. Anne Deniz'e güzelce açıkladı.
"Tavukların da eti yeniyor Deniz, aynı balıklar gibi. Nasıl pembe balığı yiyoruz. Onun gibi"
"Bu da beyaz bembeyaz et"
Deniz böylece bugün ilk defa "Tavuk Eti" ile tanışmış oldu.

21 Nisan 2014 Pazartesi

Şirin Masallar

Anne bugün Deniz'e Çiçek Yayınevi'nin "Şirin Masallar" kitabını aldı.
İçinde 30 küsür masal olan, istisnasız kitabın her sayfasında masallar ile ilgili özenle çizilmiş rengarenk resimler olan kalın yeşil bir kitap.
İlk masal okundu bile.
"Güvercin ile Karınca"
Güvercin; bembeyaz, tompik bir güvercin.
Karınca; topuklu yeşil ayakkabılar giyinmiş... ;)

"Street Gastro"

Deniz ile birlikte gerçekleştirdiğimiz Helsinki seyahatimizden belleğimizde iz bırakan bir yer "Street Gastro".

Eski şehirde, hemen Open Market'a çıkan sokaklardan birisinde, önünden geçerken ilk bakışta her hangi bir sokak büfesi gibi görünen, ancak sandwichlerinin tadına baktığınızda müdavimi olacağınız bir yer.

Oldukça doyurucu ve oldukça lezzetli sandwichler yapıyorlar. Bizce kesinlikle "En Leziz Sokak Yemekleri" listesine dahil olabilirler. Helsinki'de kaldığımız üç gün süresince, her öğlen ziyaret etmekten kendimizi alıkoyamamıştık. "Steak Sandwich"di favorimiz.
Bizim bulunduğumuz dönemde 9€ idi sandwichlerinin fiyatı. Helsinki gibi Türkiye'den seyahat edildiğinde görece fiyatları pahalı gelen bir ülkede, 9€'ya bir lezzet şöleni yaşatmıştı bize "Street Gastro".



 

20 Nisan 2014 Pazar

"Kullandığınız her kelimenin bende bir anlamı var"

Bir insanın büyümesine tanık olmak, her dakika yeni bir şaşkınlık yaşamaya hazır olmayı gerektiriyor.

Bugün Deniz anne ve babayı bir kaç kere çoooo..oook şaşırttı. Günlük hayatın içinde büyüklerin kullandığı bir çok kelime, herşeyi yeni öğrenen ve anlamlarını büyük bir merakla çözmeye çalışan minikler için bazen hiç beklenmedik anlam karmaşaları yaratabiliyormuş anne ve baba bunu öğrendi.

Birincisinde, anne Deniz'e sesleniyordu, içinden geldiği gibi, bir çok sevimli kelime ile.
"Fıstıko", "Fıstıko" dedi ve arkasını döndüğünde Deniz'i mutfak kapısının yanına gelmiş, kendisine büyük bir şaşkınlıkla bakıyor şekilde gördü. Anlayamadı ilk önce neden Deniz'in bu kadar şaşırdığını. Sonra Deniz birden bir süredir kapının yanında duran ve arasıra oynadığı, içi fıstık dolu torbayı aldı eline!
Evet, Deniz'in berrak zihninde, annenin seslenişi bir karışıklık yaratmıştı...

İkinci şaşırtıcı durum ise akşam yemeği sırasında yaşandı.
Deniz, kırmızı et ve balık'a alışkın, hem biliyor anlamlarını hem de keyifle yiyor.
Bu kez menüde tavuk vardı ki Deniz'in alışkın olmadığı bir yiyecek şimdilik.
Anne, "şimdi Deniz tavuk yiyeyeceğiz" dediğinde...
Deniz, masanın hemen yanındaki dolabı eliyle işaret etmeye başladı.
Anlamadı ilk önce anne ve baba. Sonra baba çözdü Deniz'in neyi anlatmak istediğini. Dolabın içinde, Deniz'in arada anneden veya babadan isteyip, incelediği bir biblo vardı. Deniz'den önce mutfak camının önünde duran, kırılmaması için Deniz'in küçüklüğü süresince dolapta durmasının güvenli olacağı anne ve baba tarafından düşünülmüş bir biblo.Yanyana bir horoz, bir de tavuk biblosu!!
Dolapların içini merak eden Deniz'in meraklı bakışlarının bibloyu bulduğu her seferinde anne de, baba da, anlatıyorlardı Deniz'e "Bu horoz, bu tavuk. Horozun sarı tüylü bir şapkası var, tavuğun mavi puantiyeli bir elbisesi var. Horozun kırmızı, tavuğun mavi ayakkabıları var. Bunların evi bu dolap. Bu dolabın içinde yaşıyorlar. Bunlar karı koca Deniz...."
...

 

19 Nisan 2014 Cumartesi

Günlük Notlar

Deniz bugün ilk kez Sakıp Sabancı Müzesi'ni gezdi.
Burada gezdiği ilk sergi ise Türkiye-Polonya ilişkilerinin 600.yılı kapsamında hazırlanmış "Uzak Komşu, Yakın Anılar" sergisi oldu.

Sonrasında da "Tahin" restoranda Lübnan Mutfağı ile tanıştı. Kafta dürüm'ü oldukça beğendi ;)

Sergiden:


  • Krakow




  • Bursa