9 Mayıs 2014 Cuma

Deniz'in Zeytin Aşkı

Deniz sabah kahvaltısında en çok zeytin yemeyi seviyor.
Anne tarafından zeytinlerin çekirdekleri çıkartılıyor ve küçük küçük parçalar halinde Deniz'in tabağına konuluyor.
Deniz de afiyetle yiyor.

Deniz'in tercihi ekşili yeşil zeytinlerden yana.
Evde babaannenin ve dedenin getirdiği, yazlıktaki zeytin ağaçlarından toplanmış zeytinler de var ancak Deniz'e bu kendinden organik zeytinlerdense marketten alınmış ekşili çizik zeytinler daha cezbedici geliyor. Babaanne ve dedenin zeytinleri çok doğal olduğu için biraz acı ve tatsız geliyor anlaşılan.

Geçtiğimiz günlerde anne, Deniz'in damak tadına hitap etsin diye babaanne ve dedenin zeytinlerine de güzelce limon sıktı. Deniz'e öyle verdi.
Bir süre afiyetle yedi Deniz. Limonlu ekşi tadı hoşuna gitti.
Sonra birden yine vazgeçti, yememeye başladı.

Anne bu sabah, Deniz diğer zeytinleri yemeyince, dolaptan marketten alınmış ekşili çizik zeytinleri çıkarttı ve Deniz'e sundu.
Deniz adeta işte özlediğim tat dercesine "Hımmm, hımmm, hımmm" diye diye ekşili çizik zeytinlerini yedi.

Deniz'in zeytin aşkı yurtdışı seyahatlerimizde de devam ediyor tabii ki.
Bilbao seyahatimizde anne Deniz için zeytin de almıştı yanına. Zeytinyağı içindeki zeytinler, tüm seyahatleri süresince olmadık yerlerde anne ve babanın başına dert açmıştı.

Münih'te ise kahvaltıya indiğimizde karşısında zeytinleri gören Deniz, büyük bir keyifle zeytinlerini yerken, kahvaltı salonuna kapıdan yeni girip, kahvaltılıklardan alan herkesi eliyle işaret ediyordu.
"Hıııh. Hıııh. Hıııııııııh. Zeytinlerimi yiyorlar"
"Hıııh. Hıııh. Hıııııııııh. Zeytinlerimi yiyorlar" şeklinde.

Ve adeta gözleriyle, kahvaltı edenlerin tabaklarını kontrol ediyordu.
"Hıııh. Hıııh. Hıııııııııh. Zeytinlerimi yiyorlar" dercesine...


 

Dubrovnik - Lokanda Peskarija




Dubrovnik'te eski şehrin ortasındaki caddeyi en sonuna kadar yürüdüğünüzde liman tarafına geçen geçitler ile karşılaşırsınız. O geçitlerden geçtiğinizde, tam liman kıyısında da kafeler, restoranlar vardır. Bunların arasında en salaş görünümlü restorandır, Lokanda Peskarija. Küçük masaları ve tabureleri vardır. Akşamları tüm masaları dolar ve giriş tarafında müşteriler sıra oluştururlar. Oluşan müşteri sırası gözünüze korkutucu gelip de sakın beklemekten vazgeçmeyin. Hem lezzetli ve hem uygun fiyatlı yemek fırsatını kaçırmış olursunuz.

Sıra size geldiğinde masanıza oturun ve Lokanda Peskarija'nın sunduğu deniz kokulu, tap taze deniz ürünleri seçeneklerini tadın.

Lokanda Peskarija'da midye siparişi verirseniz, büyük bir tencerede, içinde haşlandığı sarımsaklı suyu ile birlikte gelecektir. Ve deniz kokusu ile birlikte.

Izgara Kalamar siparişi verirseniz, kalamarlar da adeta denizden bir kaç dakika önce çıkartılmış gibi bir deniz kokusu ile yine tencerenin içerisinde zeytinyağlı, sarımsaklı bir sosta pişirilmiş şekilde gelecektir.

Paela'yı da deneyebilirsiniz. Onun içindeki deniz mahsüllerinin tazeliğini de taşıdıkları deniz kokusundan fark edeceksiniz.



 

8 Mayıs 2014 Perşembe

Deniz'in İlk Dergisi

Anne bugün Deniz'e ilk dergisi olarak, "Atlas Çocuk" dergisi aldı.
Dünya haritasının üzerine yapıştırılabilecek tam 100 çıkartma üç ayda Deniz'in olacak. İlk bölümü bu ayki Atlas Çocuk dergisinde.

Evet, çıkartmalar ile dünya haritasını keşfe çıkıyor Deniz...
 

Sonu Hüzünlü Biten Masal Olmaz Ki

Deniz'in masallarından birisinde; "Demirci ile Köpek" masalında;

Bir köpekcik var. Köpekcik çok tembel olduğu için sahibi tarafından evden kovuluyor. Sonrasında köpekcik kalacak bir yer bulamıyor, tavuklarla kümeslerde kalıyor, çalışıyor yoruluyor ve sahibini çok özlüyor. Keşke tembellik yapmasaydım da sahibim beni evden kovmasaydı diye düşünürken masal bitiyor...

Anne bu masalın sonunu hiç beğenmedi ve Deniz'e anlatırken değiştirdi.

Köpekcik sahibinin yanına geri dönüyor. Sahibi de onu çok özlemiş. İkisi de çok mutlu oluyorlar. Köpekçik yine mutlu mutlu "hav hav hav hav" diyor, sevimlilikler yapıyoooorrrr, artık tembellik yapmıyoooor...Sahibi de onu her zaman çoooo..ooook seviyor.
 

7 Mayıs 2014 Çarşamba

Günlük Notlar

Deniz bugün öğlen yemeğinde zeytinyağlı yeşil fasulye'yi tattı. Suyundan 5-6 kaşık yedi. Hiç sevmedi denilebilir. Zaten söz konusu 5-6 kaşığı da, annenin hemen sonrasında kuru üzüm vereceği taahhüdü ile yedi.
Bir süre sonra yeniden Deniz tarafından tadılmak üzere, şimdilik zeytinyağlı yeşil fasulye'ye "Güle Güle" diyoruz...
 

6 Mayıs 2014 Salı

Koltukların Altına Kaçan Oyuncaklarımı Artık Görebiliyorum

Deniz dededen koltukların altına kaçan oyuncaklarını nasıl görebileceğini öğrendi.

Bugüne kadar ön tarafa doğru eğilip, koltuğun altına öyle bakmaya çalışıyordu. Bu şekilde çoğu zaman görüş açısının dışında olan alanlara bakamıyordu.
Bugün dededen, eğilip, başını halının üstüne yan şekilde koyup, koltuğun altına bu şekilde bakmayı öğrendi.

Bu şekilde, Deniz ve dede koltuğun altına birsürü oyuncağın kaçmış olduğunu keşfettiler.
Bir sopa ile koltuğun altına kaçmış tüüüüüm oyuncakları tek tek dışarı çıkardılar...


 

5 Mayıs 2014 Pazartesi

Sebze Çorbası

Deniz'e sebze yedirmenin tek yolu. Bu çorbayı bile bir yaşından sonra içmeye başladı. Yapacak birşey yok...
Bebeklerin bazı tatlara, özellikle sebze yemeklerine alışması biraz zaman alıyor annenin tecrübe ettiği kadarıyla.

Malzemeler

- 1-2 parça dana kemik
- 1 çay bardağı kırmızı mercimek
- 1 orta boy soğan
- 1 büyük boy patates
- 1 havuç
- Küçük bir demet karnıbahar
- 5-6 adet yeşil fasulye
- Tuz ve karabiber
- Kuru nane


Tüm malzemeleri soyup, büyük parçalar halinde düdüklü tencereye koyuyoruz. Az miktarda tuz ve karabiber de ekliyoruz.
Düdüklü tencerede çorbamızı pişirdikten sonra biraz ılınmasını bekliyoruz. İçinden dana kemikleri alıyoruz. Kemiklerin ilikleri varsa, içinde küçük kemik parçası kalmış olmamasına dikkat ederek kemik iliklerini çorbanın içine yeniden ekliyoruz.
Son olarak çorbamızı el blendırından geçiriyoruz.

Önemli Not: Özellikle karnıbaharın kokusunun baskın olmaması için az miktarda kuru nane serpiyoruz.
Ayrıca çorbaya mercimek, soğan, patates ve havucu sabit tutarak farklı sebzeler de ekleyebiliriz.