30 Aralık 2014 Salı

Buhar Dişe İyi Gelmez Mişşşş :(((((((

Deniz gribi atlattı ancak pazar günü birazcık ateşlendi.
Ateş ile birlikte iştahı da kaçtı, pek birşey yememeye başladı.
Ateş düşürücü şurup da almamakta direnince, pazar gününden pazartesi akşamına kadar ateşi bazen normal seviyelerdeydi, bazen de 38.2/38.0 civarında idi...
Pazartesi akşamı Anne ve Baba ateş düşürücü şurubu Deniz'in su fincanlarından birisinde biraz sulandırarak, su niyetine Deniz'e içirmeyi başardılar.
Uykusu olan Deniz, uyku arasında buna itiraz etmedi.

Anne ve Baba, grip ile ilgili semptomların azalması sonrasında Deniz'in bu kez de ateşlenmesinin nedeninin ne olduğunu çözmeye çalışırlarken...
Bir yandan diş çıkarma kaynaklı bir durum da olabileceğini düşünüyorlardı.

Ki bu akşam yaşanan olayda Deniz'in diş kaynaklı bir sıkıntısının da olduğu açıktı.
Grip sırasında öksürüğünün azalması için nebulizatör ile kendisine buhar verilmesini kafasında iyileşmek için yapılan bir işlem olarak yerleştiren Deniz...
Salı akşamı kendiliğinden Anne ve Baba'yı buhar makinasının başına götürmüştü...
Tam bu sırada Baba'nın "Buhar dişe iyi gelmez Deniz" cümlesini duyan Deniz.
Birden bire içini çekip, şiddetli bir ağlama krizine tutulmuştu.
Anne tarafından Doktor Teyze'nin arandığı, diş ağrısının nasıl geçeceğinin sorulduğu, farklı bir şurup alındığı, bu şurup ile diş ağrısının da geçeceği detaylarının açıklanması ile ancak ağlaması durmuştu...

Buhar dişe iyi gelmez miş...
O zaman nasıl geçecekti Deniz'in dişindeki ağrı...
Deniz'in dişi ağrıyordu...
Buhar dişe iyi gelmez ise ne yapacaktı Deniz, nasıl geçecekti dişinin ağrısı...
Dişinin ağrısı geçmeyecek miydi...

Çocukların tepkilerinin arkasında yatan sebepleri anlamak için dünyaya onların gözünden bakabilmeyi başarmamız gerekli biz Anne, Baba'ların...
Onların büyüklerin dünyasını anlamlandırabilmek için kafalarında oluşturdukları bağlantılar birazcıkkk farklı oluyor çünkü.


Brugge - Belçika

İstanbul'da 2014 yılının ilk karı yağarken

Burnumuza bugün "Brugge" kokusu geldi...
Sanki 2013 yılının 22 Nisan'ı. Kaldığımız otelimiz Hotel Flats Leopold'dan çıktık, eski şehir meydanına doğru Steenstraat'ta kaldırımda yürüyoruz. Sağ tarafta karşımıza çıkan Chez Vincent'tan elimize "Belgian Fries" alacağız. Deniz arabasında uyuyor. Üzeri battaniyesi ile örtülü, yağmurluğu ile kapalı üşümesin diye...Serin bir rüzgar esiyor, tertemiz bir hava var...

 

28 Aralık 2014 Pazar

Saklambaç

Deniz son günlerde saklambaç oynamayı keşfetti...

Anne ya da Baba:
Aaaaa Deniz nerede? Deniz yok. Hiç görünmüyor Deniz...
Aaaaa Deniz buradaymış!!
Aaaaa Deniz yine ortadan kayboldu, nereye gitti Deniz...
Aaaaa Deniz sen neredeydin, bulamadık seni, burada mıydın?...
Aaaaa sen saklandın mı? Hiç fark edilmiyordu orada olduğun...

Odasında yatağının kenarındaki ana kucağına oturup, kapı tarafından bakıldığında görünemeyen Deniz.
Anne mutfakta yemek hazırlarken, mutfak dolabına takılı daire şeklindeki top havuzunun yeşil kumaşının arkasına saklanan Deniz.
Baba ile koridorda top oynarken, girişteki antre tarafına geçip, Baba'nın göremeyeceği şekilde duvarın arkasına saklanan Deniz...

Aaaaa Deniz nerede? Deniz yok. Hiç görünmüyor Deniz...
Aaaaa Deniz buradaymış!!!

Artık yeni oyunlar keşfediyor,
Büyüyor Deniz...

26 Aralık 2014 Cuma

Zamanın Durduğu Ülke - Küba II

Pinar Del Rio

Küba'daki 16 adet yönetim biriminden birisi olan Pinar Del Rio'ya bağlı Vinales Vadisi'nde Küba'nın en kaliteli tütün yaprakları yetiştiriliyor. Bölge aynı zamanda Unesco Dünya Kültür Mirası listesinde yer alıyor. Tütün dışında, yine tamamen geleneksel yöntemlerle bölgede sebze, meyve de yetiştirilmekte olup oldukça nemli bir havaya sahip olduğu için tek kelimeyle alabildiğine yeşil bir yer.

Los Jazmines Tepesinden Vinales Vadisi
Vinales Vadisinde ayrıca Leovigildo Gonzales tarafından (1959-1962) yıllarında dağın yamaçlarına, kayalara oyularak yapılmış "Mural de la Prehistoria Tablosu" da görülmeye değer.

Mural de la Prehistoria
Yine Vinales Vadisinde Cueva del Indio da etkileyici bir mağara. İki katlı mağaranın üst katını yürüyerek gezebiliyorsunuz, alt katını gezmek istediğinizde ise sandal ile bir tura çıkıyorsunuz. Mağaranın içindeki oluşumlar görülmeye değer gerçekten.

Cueva del Indio - Vinales,Küba

Cienfuegos

Havana'dan güneye, Trinidad şehrine geçerken yolumuzun üzerinde yer alan Cienfuegos şehrini güneşin oldukça etkili olduğu öğlen saatlerinde gezmek durumunda kalmıştık. Hava bulutlu değil, açık ise Ağustos ayında öğlen saatlerinde havanın sıcaklığını hissediyorsunuz. Cienfuegos şehri, uzun kordon boyu sebebiyle Küba için güneyin incisi olarak kabul ediliyor. Şehir 1819 yılında Amerika'dan Küba'ya göç eden fransızlar tarafından kurulmuş.

Cienfuegos - Küba


Cienfuegos - Küba

Cienfuegos - Küba

Cienfuegos - Küba

Cienfuegos - Küba

Jose Marti Park and Monument

Cienfuegos'ta mutlaka görülesi yapılardan birisi de yapının içindeki taş işlemelerinde Endülüs mimarisinin etkilerinin görüldüğü, adeta Elhamra Sarayı'nı geziyormuşsunuz etkisi yaratan Valle Sarayı (Palacio de Valle). Binanın terasından Cienfuegos manzarasını seyretmeden ayrılmayın.

Palacio de Valle

Trinidad

Sıra sıra, tek katlı, rengarenk evleri ve taş yolları ile Trinidad'ın eski şehir merkezi Unesco Kültür Mirası Listesinde yer alıyor. Fotoğraf tutkunları için her köşesi ayrı malzeme sunacaktır.


Trinidad dan bir Sokak Manzarası

Santa Clara

Küba Devriminde Batalla de Santa Clara (Santa Clara Muharebesi) olarak geçen olaylar burada geçmiştir. 1958 yılı Aralık ayında, Che Guevara komutasındaki birlikler diktatör Fulgencio Batista birliklerine karşı savaşarak Santa Clara şehrini ele geçirmişlerdir. Santa Clara Muharebesinin Che Guevara ve birliklerinin zaferi ile sonuçlanmasının ardından 12 saat sonra Batista'nın ülkeden kaçtığı ve Küba devrim hareketinin kesin zafer ile sonuçlandığı belirtiliyor. Santa Clara'da muharebenin geçtiği yerde bugün açık hava müzesi ve anıtlar bulunuyor. Muharebede ele geçirilen zırlı tren, rayları bozarak trenin raydan çıkmasına neden olan buldozer bu kapsamda açık hava müzesinde görülebiliyor.

Santa Clara Anıtı

Batalla of Santa Clara - Zırhlı Tren

Santa Clara'da Che Guevara


25 Aralık 2014 Perşembe

Hasta Olduk...

Anne, Baba ve Deniz... Üçümüz de hastalandık.
Virüs kapmışız.
Virüs havada duruyormuş, biz nefes alıp, virüsü içimize çekmişiz...

Deniz öksürüyor ve burnu akıyor
Anne'nin biraz boğazı ağrıyor ve burnu akıyor
Baba'nın da vücudunda kırgınlık var, azıcık öksürüyor.

Üçümüz birlikte hastalandık
Üçümüz birlikte iyileşelim.

20 Aralık 2014 Cumartesi

İtfaiyeciyim Ben, İtfaiyeci...

Deniz için son günlerde itfaiye arabası şeklindeki deniz simidi yeniden gözde oldu.
Cuma günü Anne işten eve döndüğünde Deniz evde ulaşabildiği dolaplara bakarak, pompayı arıyordu.
Anne bulgu pompayı ve Baba ile Deniz itfaiye arabasını güzelce şişirdiler.
Deniz oturdu itfaiye arabasının içine.

Şarkısı da oldu Deniz'in bu kez:

İtfaiyeciyim ben, itfaiyeci
İtfaiyeciyim ben, itfaiyeci

Kırmızı arabama binerim
Yangınlara koşa koşa giderim
Yangınları hortumumla puf diye söndürürüm
Puf, Puf

İtfaiyeciyim ben, itfaiyeci
İtfaiyeciyim ben, itfaiyeci

Yangınları hortumumla puf diye söndürürüm
Puf Puf
...

19 Aralık 2014 Cuma

bir nehir bizi nereye götürür

 bir nehir bizi nereye götürür

her zaman denize mi bir balık yan
dönmüş bir zamana mı kelimelerim eksik
bir çocuğun bir şarkıyı kötü söylemesinde mi yoksa
toparlanamamış cümlelerin sebebi mi gülüşün
denize dökülmeyen nice nehirler gülüşün yarım kalmış bir resim gibi kağıdın üstünde eksik
bir balık yan yan bakıyor tavada bana
bir nehirde bir balık nereye gider acaba
tatlı su nehrinden denize dökülen balık
ölmeye mi gider nehirde yan yan
bakma bana.

Bir susuşun altında söylemediklerimiz

Kelimeler düğüm oluyor ya boğazda bir yerde
Güzel bir gemi geçiyor şimdi boğazda bir yerde
Ben hep seni düşünüyorum deniz denilince
Hep düşünüyorum  ama hiç söylemiyorum
Aslında ne çok şey söylemiyorum
Kimse yokken konuşuyorum boğazda bir yerde
İçimden gözlerin geçiyor ben susuyorum
Soruları cevapsız epey zamandır içimdeki adamın
Başkalarına susuyorum hele de Çarşamba günleri
Okumuyorum mektubu
Cemal abi.

En yakın otobüs kaçta acaba

Pencere yanı olsun yalnızlığıma
Manzaralı , bitmek bilmez telgraf direkleriyle
Muavin de konuşmasın mümkünse
Çay veya kahve istemem keki yanımdakine versin
Yanımda kimse olmasın keki yalnızlığım yesin
Şöför arkası olmasın kimsenin arkası olmasın
Arkası yarın olmasın mümkünse
Molalarda bile uyandırmasın hiç kimse
Altıma işerim ben çok sıkışırsam
Bir keresinde orta sondaydım
Türkçe öğretmenim Türkçe izin vermedi
Ben başka dil bilmiyordum bana izin vermedi
İşedim işte.

Bir nehirle giderken yüzüm susuyorum otobüste


Özgür Ballı