20 Şubat 2015 Cuma

Deniz Venedik'te...

Anne, Baba ve Deniz Venedik'teler...

Havalimanı'ndan San Marco'ya gitmek için deniz taksi'yi tercih ettiler. Aktarmasız 1 saat 20 dakikada kişi başı gidiş dönüş 25€'ya otellerine çok yakın bir durağa varacaklar.

06.40'da uyandırdı Anne Deniz'i...Yatağından aldı kucağına üzerini giyindirdi. Deniz giyindirildiğini fark ettiğinde "ıh" dedi, elleri ile montunu işaret etti. Eldivenlerini de takması lazımdı. Anne Deniz'i yatağına bırakırken açıklamıştı, sabahleyin Deniz'i uykudan uyandırmak zorunda kalacaktı. Hava çok soğuktu. Kar yağmıştı. Üşümesin diye şapkasını, atkısını, eldivenlerini takacaktı Deniz'in. Onu sarıp sarmalayacaktı. Bu yüzden Deniz, uyandığında eldivenlerini hatırlatıyordu.

Montunu, atkısını, şapkasını, eldivenlerini giyindirdi Deniz'e Anne.
Sarı taksiyi çağırdılar.
Deniz taksilerin de "yeşş" olmasını istiyordu.
Keşke tüm sarı taksiler "yeşş" olsaydı.
Taksi şöförü Amca ile de paylaştılar bu isteklerini.
Taksi şöförü Amca da yeşil olmalarının daha güzel olacağını düşünüyordu, aynı fikirdeydi.
Deniz seyahatten dönünceye kadar, belki tüm sarı taksiler "yeşş" olurdu.

Artık Deniz'in de ayrı koltuğunun olduğu uçuşları sırasında, THY'nin tompik uçak modelli bir dürbünü idi Deniz'e hediyesi. Yine kulaklıkların Deniz tarafından defalarca takılıp çıkartıldığı, takılıp çıkartıldığı yeni bir uçuşları sonrasında sisli bir Venedik sabahında, deniz taksi ile havalimanı'ndan San Marco'ya gidiyor Anne, Baba ve Deniz...

Deniz taksi'de ahşap merdivenlere oturarak, dalgalardan aracın sallanmasını oyun haline getirdikten sonra Anne'nin kucağında "yeşş" bir uykuya daldı Bizim Deniz...

Anne Deniz'in misss kokusunu içine çekiyor ve ne kadar huzurlu olduğunu düşünüyor...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder